18. BRICS Liderler Zirvesi, 12-13 Eylül tarihlerinde Yeni Delhi’de yapıldı. Zirvenin en dikkat çekici yanı, sonuç bildirisinin içeriğinden çok, böyle bir bildirinin ortaya çıkabilmiş olmasıydı. Grubun üyeleri arasında ciddi jeopolitik ayrılıklar bulunuyor. İran, İsrail ve ABD ile doğrudan bir savaşın içinde. BAE, Körfez’de bambaşka bir stratejik konumda duruyor. Hindistan ise Washington, İsrail ve Tahran ile aynı anda önemli ilişkiler yürütüyor.
Çin ve Hindistan arasındaki ilişki, işbirliği ile rekabetin iç içe geçtiği karmaşık bir yapıda ilerliyor. Rusya, Ukrayna’daki savaşını sürdürüyor. Tüm bu farklılıklara rağmen BRICS üyeleri Yeni Delhi bildirisi üzerinde uzlaşmayı başardı. Bu tablo, grubu nasıl okumak gerektiğine dair önemli bir ipucu sunuyor. BRICS içindeki ahengi, üyeler arası uyumda değil koordinasyonda aramak gerekiyor.
BRICS ne NATO’ya ne de Avrupa Birliği’ne benziyor. Grubu bir arada tutan şey ortak bir güvenlik doktrini, siyasi sistem ya da uluslararası düzene dair paylaşılan bir görüş değil. Üyelerin jeopolitik perspektiflerindeki benzerliğe bakarak değerlendirme yapmak, platformun doğasını yanlış anlamak anlamına geliyor. Anlaşmazlıkların bulunmadığı bir düzlemde çok kutupluluk iddiası zaten kendi içinde çelişkili olurdu. Orta Doğu’daki çatışma, grup için olağanüstü bir sınav niteliği taşıyor.
Yeni Delhi’de varılan anlaşma metni kasıtlı olarak ihtiyatlı tutuldu. Liderler gerilimin tırmanmasından duydukları endişeyi dile getirdi, itidal çağrısında bulundu ve diyalog ile diplomasinin önemini yeniden teyit etti. Bildiri, üyeler arasındaki derin farklılıkları ortadan kaldırmadı; aksine bu farklılıkların uzlaşmasına zemin hazırladı. Bu durum grup için hem bir kısıtlılık hem de bir güç kaynağı. İran’a yönelik İsrail ve ABD kaynaklı savaş, Ukrayna’da Rusya’nın sürdürdüğü savaş, Çin ile Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıkları ve Körfez’deki stratejik bölünmeler BRICS’in çözebileceği meseleler arasında değil. Bu noktada diplomatik uzlaşıyı kolektif eylem kapasitesiyle karıştırmamak gerekiyor.
Öte yandan BRICS, daha az gösterişli ve parçalı bir uluslararası düzende belki de daha anlamlı bir şey ortaya koydu. Bu, stratejik çıkarları birbirinden büyük ölçüde farklı olan ülkeleri aynı siyasi diyalog zemini içinde tutabilme becerisi. Grubun gündemi ise daha çok ekonomik işbirliği ve küresel yönetişim başlıklarında pragmatik bir çizgide ilerliyor.





