SON DAKİKA

SİYASET

Muhalefet İçin Yeni Siyaset Arayışı

Türkiye’de muhalefetin iktidar karşısındaki konumu yeniden tartışılıyor. Siyaset bilimciler bu konum üzerine değerlendirmeler paylaşıyor. Ülkenin sorunları eğitimden sağlığa kadar geniş bir alana yayılıyor. Tarım, sanayi, yargı ve dış politika da bu zincirde yer alıyor. Motorin fiyatlarındaki artışlar vatandaşın gündelik yaşamını zorluyor. Gazetecilerin yargılandığı davalar basın özgürlüğü tartışmalarını alevlendiriyor. Komedyenlerden avukatlara, belediye başkanlarından sendikacılara geniş bir kesim hedef alınıyor. Bu kesimin iktidarın baskı politikalarıyla karşılaştığı öne sürülüyor. LGBTİ+ bireylere yönelik tutumun da tabloyu derinleştirdiği belirtiliyor. İktidarın siyaset sahnesindeki belirleyici rolünü sürdürdüğü ifade ediliyor.

Muhalefet cephesinde tablo farklı bir seyir izliyor. Ana muhalefet partisi pek çok cephede savunma pozisyonunda kaldı. Mutlak butlan girişimi, belediyelere yönelik operasyonlar ve Meclis’e sunulan tezkereler bunlar arasında. Art arda açılan davalar da bu cephelerden biri. Mitinglerin ve esnaf ziyaretlerinin coşkulu geçtiği dile getiriliyor. Ancak bunun iktidarın politikalarını durdurmaya yetmediği vurgulanıyor. Bu durum farklı bir muhalefet anlayışına duyulan ihtiyacı görünür kılıyor. Siyaset bilimciler bu ihtiyaca nasıl yanıt verilebileceğini değerlendiriyor.

Prof. Dr. Murat Somer, Türkiye’de bir rejim değişikliği yaşandığını savunuyor. Toplumun geniş bir kesiminin farkında olarak ya da olmayarak bu değişimin parçası olduğunu söylüyor. Fiilen kapalı bir rejimde yaşandığını belirtiyor. İktidar partisinin artık sıradan bir parti olmadığını ifade ediyor. Somer’e göre bu parti bir rejim partisi haline geldi. Somer, halkın karşısına başka bir rejim koymak ve bu rejimle işlerin daha iyi gideceğine halkı inandırmak gerektiğini söyledi. Mevcut rejimin içeride ve dışarıda güçlü siyasal müttefikleri bulunduğunu belirtti. Rejimin ciddi bir toplumsal desteğe de sahip olduğunu ekledi.

Somer, iktidar partisinin düşen oy oranının yanıltıcı olmaması gerektiğini söyledi. Bu desteğin yalnızca oy oranıyla ölçülemeyeceğini belirtti. Çünkü rejim ile partinin ayrı şeyler olduğunu ifade etti. Oy tercihini belirten bir vatandaşın iktidar partisini beğenmese bile farklı bir rejim tasavvur edip edemediğinin belirleyici olduğunu söyledi. Vatandaşın farklı bir rejimde ümit görmediği takdirde oyunu iktidar partisine vermese dahi mevcut rejime sadık bir partiye kaydırabileceğini dile getirdi. Aynı durumun muhalefet seçmeni için de geçerli olduğunu söyledi. Muhalif siyasete duyulan güvensizliğin giderek derinleştiğini sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler