Dünyada milyonlarca insanın görme kaybıyla mücadele ettiği göz hastalıklarına karşı yeni bir tedavi yöntemi gündeme geldi. Optogenetik olarak bilinen ve halk arasında ışık geni tedavisi diye anılan yaklaşım, kalıtsal retina hastalıklarında umut verici bir seçenek olarak dikkat çekiyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Durlu, körlüğün tanımını ve dünyadaki tabloyu net rakamlarla ortaya koydu. Görme keskinliğinin yüzde 5’in altına düşmesinin körlük sayıldığını belirten Durlu, küresel ölçekte 45 milyon kişinin kör olduğunu söyledi. Ayrıca 300 milyon kişide göz hastalığına bağlı görme azlığı bulunduğunu ifade etti. Bu tabloya karşın erken tanı ve etkili tedaviyle milyonlarca hastanın görmesinin kurtarılabileceğini vurguladı.
Türkiye’deki duruma da değinen Doç. Dr. Durlu, ülkemizde 450 bin kişinin kör olduğunun tahmin edildiğini aktardı. Göz hastalığına bağlı görme azlığı yaşayanların sayısının ise 3 milyon civarında olduğu öngörülüyor. Sekiz milyarlık dünya nüfusunda 2,2 milyar kişinin uzak ya da yakın görme zorluğu çektiğini kaydeden uzman, az görmenin en sık nedeninin gözün kırma gücü sorunları olduğunu dile getirdi. Körlüğe yol açan etkenler arasında ilk sırada katarakt yer alıyor. Bunu diyabetik göz hastalığı, glokom, sarı nokta ve kornea rahatsızlıkları izliyor. Kalıtımla geçen retina hastalıklarından tavuk karası olarak bilinen gece körlüğü ise nadir hastalıklar grubunda değerlendiriliyor.
Doç. Dr. Durlu, gece körlüğü hastalığının genetik kökenli olduğunu belirterek görülme sıklığına dair bilgi verdi. Türkiye’de yaklaşık 30 bin gece körlüğü hastası bulunduğu varsayılıyor. Hastalığın bebeklik döneminde ortaya çıkabildiği gibi 60 yaşından sonra da görülebildiğini anlatan Durlu, bazı hastaların yakınmaları olmasına rağmen göz doktoruna geç başvurduğunu söyledi. Bu nedenle her yaş grubunda rastlanan hastalığa daha çok çocuklarda ve gençlerde tanı konduğunu ifade etti. Akraba evliliğinin hastalığın görülme sıklığını artırdığını da sözlerine ekledi. Retinanın çevresinde başlayan hastalık zamanla merkeze ilerliyor; sarı noktaya ulaştığında okumada güçlük, renkleri ayırt etmede zorlanma ve görme kaybı ortaya çıkabiliyor.
Işık geni tedavisinin nasıl işlediğini de açıklayan Doç. Dr. Durlu, ışığı algılayan fotoreseptör hücrelerinin genetik bozukluk nedeniyle zamanla kaybolduğunu belirtti. Hastalık ilerledikçe retina merkezindeki sarı noktanın da etkilendiğini, görme azalması, renk körlüğü ve ışıktan rahatsızlık ortaya çıktığını kaydetti. Optogenetik yöntemde göz içine verilen ışık geni çift kutuplu hücrelere bağlanıyor. Işık enerjisi oluştuğunda görme sinirini beyne ileten hücreler uyarılıyor ve beyindeki görme merkezi çalışmaya başlıyor. Tedavi sonrasında çift kutuplu hücrelerin ışık algaç hücrelerinin görevini üstlenmesi hedefleniyor. Uzman, bu yöntemle hastalarda görme artışı beklendiğini ifade etti.





