SON DAKİKA

SAĞLIK

Doğum Korkusu ve Toplumsal Algı: İsteğe Bağlı Sezaryen Neden Tercih Ediliyor? 🗣️

Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun İsteğe Bağlı Sezaryen azaltma hedefi, annelerin doğum korkuları, toplumsal beklentiler ve normal doğumun medikalize edilmiş algısı üzerine dikkat çekiyor.

 

Türkiye’deki yüksek İsteğe Bağlı Sezaryen oranlarının arkasında, tıbbi zorunluluktan çok, annelerin ve hatta hekimlerin tercihleri yatıyor. Bu tercihin temelini ise doğum korkusu (tokofobi), sosyal beklentiler ve medyanın yarattığı normal doğumun ağrılı ve riskli olduğu algısı oluşturuyor. Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun politikası, bu toplumsal algıyı değiştirerek, doğal olan normal doğumun güvenli ve olumlu bir deneyim olduğunu vurgulamayı amaçlıyor.

Doğum şekli tercihi, bireysel bir karar olsa da, bu kararı etkileyen faktörler toplumsal normlar ve yanlış bilgilendirmeler olabilir. Peki, medyanın ve sosyal çevrenin yarattığı doğum korkusu, İsteğe Bağlı Sezaryen talebini ne ölçüde artırıyor?


 

Tokofobi (Doğum Korkusu) ve Çözümler

 

Doğum korkusu (Tokofobi), annenin ağrı, kontrol kaybı veya bebeğine zarar verme endişesiyle normal doğumdan kaçınmasına neden olan psikolojik bir durumdur. Bu korku, çoğu zaman tıbbi bir endikasyon olmamasına rağmen İsteğe Bağlı Sezaryen talebinin ana nedenidir.

  • Ebe Desteği: Bakanlığın teşvik ettiği ebe eşliğinde doğum modeli, doğum korkusuyla mücadelede en etkili yöntemdir. Ebeler, sürekli duygusal destek ve bilimsel bilgilendirme ile annenin korkularını yönetmesine yardımcı olur.

  • YZ Destekli Terapi: Geliştirilen Yapay Zekâ (YZ) destekli mobil terapi uygulamaları, gebelik süresince anne adaylarına bilişsel davranışçı terapi (BDT) egzersizleri sunarak doğum korkularını azaltmayı hedefler.

  • Dijital İzleme: IoT sensörleri ile annenin stres seviyesi ve kalp atış hızı takip edilerek, korku anlarında anında duygusal destek sağlanabilir.

Bu teknolojik ve insani destekler, annenin doğal olan normal doğum sürecine güven duymasını sağlıyor. Sosyal medya platformları, doğum korkusunun yayılmasında nasıl bir rol oynuyor?

 

 

oplumsal Beklentiler ve Medikalizasyon

 

Toplumsal algı, sezaryeni “modern” ve “güvenli” bir seçenek olarak görme eğilimindedir. Oysa sezaryen, tıbbi bir zorunluluk olduğunda hayat kurtarıcı bir operasyondur. Normal doğumun ise “eskide kaldı” veya “çok acılı” gibi medikalize edilmiş bir algısı mevcuttur.

Bakanlığın politikası, bu yanlış algıyı kırarak, normal doğumun anne ve bebek sağlığı için fizyolojik olarak üstün olduğunu topluma doğru şekilde aktarmayı amaçlıyor.


 

Sonuç: Algıyı Değiştirmek

 

Sağlık Bakanlığı’nın İsteğe Bağlı Sezaryen azaltma hedefi, büyük ölçüde doğum korkusu ve toplumsal algıyla mücadeleyi gerektiriyor. Ebe desteği ve YZ destekli terapi gibi çözümler, annelerin doğal olan normal doğum sürecine güven duymalarını sağlayarak, bu algıyı değiştirmede kilit rol oynayacaktır.

İlgili Makaleler